Gebelik döneminin başlamasından, bittiği güne kadar geçen o uzun süre içerisinde, vücut üzerinde çeşitli değişimler oluşur. Vücut yapısında meydana gelen değişim ve başkalaşımlar ile birlikte, çeşitli rahatsızlıklarda ortaya çıkabilir. Uzun geçen gebelik dönemi içerisinde oluşan bu rahatsızlıklar, anne adaylarını epey bir zorlarlar. Peki gebelik dönemi içerisinde hangi rahatsızlıklar meydana gelir ve bu rahatsızlıklar ile ilgili neler yapılabilir? Sizler için yapmış olduğumuz araştırmalar sonucunda, gebelik dönemi içerisinde oluşan rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıklara karşı neler yapılabilir gibi konularda bilgiler sunuyoruz. Gebelik döneminde oluşabilen; baş ağrısı, şeker hastalığı, kabızlık, uyku sorunları vb. rahatsızlıklar ile ilgili bilgi sahibi olmak istiyorsanız, sizler için hazırladığımız bu yazımızı mutlaka okumalısınız…

Gebelikte görülmesi muhtemel rahatsızlıklar;
Bulantılar
Çok sık rastlanır, bazan kusmayla birlikte görülür. Anne olacak kadınların %50′sinde bulantılar ortaya çıkar. Üçüncü haftadan itibaren başlarlar, fakat dördüncü aydan sonra ender olarak devam ederler. Bulantılar çoğu kez sabah uyanınca meydana gelir. Çünkü mide boştur ve yataktan kalkınca vücudun duruşu değişir. Eğer arkasından kusma gelirse bulantı safralı hale gelir. Yemeklerden sonraki kusmalar sindirilmemiş yemeklerin dışarı atılmasıdır.
Hafif Bulantı ve Kusmalara Engel Olmak İçin
□ Eğer mümkünse kahvaltınızı yatakta yapın, sonra kalkmadan 15 dakika yatakta uzanmış olarak kalın.
□ Yemekler arasında gazoz içebilirsiniz. İçindeki karbonik asid midenizi rahatlatır (*).
□ Gün boyunca iki büyük öğün yerine azar azar birkaç öğün yiyin. Böylece mideniz hiç boş kalmaz. Yapabilirseniz her yemekten sonra biraz uzanın.
□ Yağ. hele kızarmış yağ ve tereyağını mümkün olduğu kadar az yiyin. Şekerli maddelerin ölçüsünü biraz arttırın:
Ekmek, pasta, patates, pirinç, meyva vs.
Bu tedbirlere rağmen kusmalarınız devam ediyor veya çoğalı-yorsa doktorunuza danışın.
Dikkat: Kusmalara karşı hiç bir zaman sormadan ilaç almayın.
Mide Rahatsızlıkları
Midede ekşime, yanma gibi şeyler çok sık görülür. Bunlar hamiletiğin başında meydana gelir, fakat doğuma kadar sürebilir. Buna alınan fazla besin sebep olur. Bu rahatsızlığı dindirmek için:
□ Fazla yemek yemeyin veya bir süre daha az kalorili besinler alın. Izgara yemekler, tereyağ veya zeytinyağıyla karıştırılmış sebzelerle (çiğ olarak) beslenin.
□ Asitli, sindirilmesi zor, fazla yağlı olan salça gibi besinlerden sakının.
□ Bütün sindirim bozukluklarında tavsiye edildiği gibi azar azar birkaç öğün yemek yiyin.
Mide bozuklukları, yemeklerden sonra bir ağırlık ve mide şişkinliği yapar. Mide ve bağırsaklar havayla doluymuş gibi gelir, gaz çıkarmaya ve geğirtiye yol açar.
Bu durumda hafif birkaç öğün yemek yiyin, mümkünse yemeklerden sonra uzanın, lahana, kurufasulye, soğan gibi gaz yapan besinlerden kaçının, en çok da bağırsakların düzenli bir şekilde boşalmasına dikkat edin.
Kabızlık
Hamilelikte kabızlık çok görülür. Hatta daha önce kabızlık çekmeyen kadınlarda dahi rastlanır.
Bunun nedeni rahmin büyüyerek bağırsakların normal çalışmasına engel olmasıdır. Diğer yandan kabızlık, sık sık tekrarlanan kusmalar sonucu yeteri kadar besin alamamaktan da olur. Halbuki her gün bağırsakların düzenli bir şekilde, boşalması bilhassa hamileliğin sonuna doğru çok önemlidir.
Kabızlığa Engel Olmak İçin
□ Açık havada yürüyüşler yapın. Her gün yanm saatlik bir yürüyüş bağırsakların normal çalışmasını sağlar.
□ «Serinlik veren» rahatlatıcı besinler alın, bilhassa sebze yiyin. Yaş sebze, meyva (özellikle üzüm, erik, incir).
□ Yağlı maddelerden, taze tereyağ ve nebati yağları tercih edin. Şeker yerine bal yiyin.
□ ihtiyaç hissetmeseniz bite düzenli olarak tuvalete gidin. Gliserini! fitil kullanabilirsiniz. Bazan etkili olur. fakat doktorunuza sormadan müshilden kaçının. Kabızlığınıza iyi gelmeyecek, fazla tahrik edici bir ilaç alma ihtimaliniz vardır. Müshillerin çok çeşidi vardır, çünkü kabızlık birçok sebeplerden olur.
özellikle hamileliğin sonuna doğru doktorunuza sormadan lavman yapmayın. Lavman doğum hareketlerini başlatabilir.
Diare
Bazan kabızlığın yerini alır. Bu durum karşısında da önsezilerinize göre İlaç almayın. Ne diareyi, ne de kabızlığı ihmal etmeyin, bunlar bağırsak hastalıklarının belirtisidir. Hamile kadınlarda tedavisi önemli olan idrar kolibasiline sebep olur.
Aşın Tükrük Salgısı (Sialore)
Bulantılarla birlikte görülür, günde 1 -2 litreyi bulur. Fazla tükrük salgısı, sık sık yutkunmaya sebep olur, bu da önemli ölçüde hava yutmayla (aerofafi) sonuçlanır. Sialore’ye, mide rahatsızlıklarından ve bulantılarından daha çok rastlanır. Bundan söz etmemizin nedeni, olayın normal olmadığını, çok görülen bir şey olduğunu ve bu sıkıntıya sabırla katlanmanız gerektiğini bilmeniz içindir. Çünkü ne yazık ki ilaçlar buna karşı tesirsiz kalırlar.
İdrar Zorlukları
Hamilelikte çok sık rastlanır. Hamileliğin başında ve sonunda sık sık idrar sökme ihtiyacı görülür. Hamileliğin başında, rahim büyümeye başladığından idrar torbasına basınç yapar.
Rahim karın boşluğuna doğru çıktığı zaman basınç azalır. Hamileliğin sonuna doğru bu kere, iyice aşağı inerken çocuğun başı basınca başlar. Sıkışan idrar torbası sık sık boşalmak ister, böyle mekanik bir nedenle.idrar sökmenin ilacı yoktur. Gece fazla rahatsız olmamak için akşamdan fazla su içmekten sakının.
Aynı nedenlerden, bazân ilk defa hamile kalmıyorsa idrar tuta-mama hali de görülebilir. Fakat bu doğumdan sonra kaybolur.
Bir de idrar zorlukları plelo – nefrit denen kolibasilinin yol açtığı böbrek hastalığından meydana gelir. Bunda kabızlığın sebep olduğu bir durum ortaya çıkar. Yüksek ateş, titreme ve bel kısmında ağrılar hissedilir. Bütün bunlarla birlikte daha önce ya da daha sonra idrar sökerken yanma hissedilir. Bu yanma idrar yollarındaki bir iltihabın (sistit) işaretidir.
İdrarınızı toplayın, bulanık veya iltihaplı oluşunu tespitte faydası görülür. Belki de doktor bir tahlif ister. Bu rahatsızlık tehlikeli değildir, fakat ihmal etmeyin. Bir sürü güçlüklere yol açar, diğer rahatsızlıkların yanı sıra zamansız doğuma sebep olur.
Kalp ve Nefes Boruları Rahatsızlıkları, Baş Dönmesi ve Çarpıntılar
Özellikle hamileliğin başında veya hamilelik sırasında sık görülür. Anne olacak bir kadında bazı rahatsızlıklar meydana gelir, birkaç dakika süren baş dönmesi, ender olarak da bayılmaya rastlanır.
Kendinizi iyi hissetmediğiniz an, kanın başa gidebilmesi için ayaklar baştan daha yüksek bir yerde kalacak şekilde uzanın.
Bu rahatsızlıklar hamilelikte çok görülen kansızlıktan (anemi) meydana gelir. Çoğu zaman sinir bozuklukları da bunlara yol açabilir, çünkü hamilelik az veya çok sinir sistemi üzerinde etki yapar.
Nefes Darlığı
Daha çok hamileliğin ikinci yarısında ortaya çıkar. İki kat merdiven çıkmak anneyi, normal zamanda dağ sporu yapmaktan daha çok yorar. Nefes almadaki bu zorluk, rahmin büyüyerek karın boşluğunu yukarı doğru itmesinden, böylece göğüs kafesine yapılan basınçtan meydana gelir. Anne boğulur gibi olur. Bu his çocuğun basene inmesi ile ortadan kalkar.
İlk iki ay içinde ortaya çıkan bu rahatsızlıktan kurtulmak için. mümkün olduğu kadar fizik hareketlerini azaltmanız gerekir. Nefes almadaki bu zorluk büyürse doktorunuz size daha iyi nefes almak için bir yatıştırıcı ilaç verir.
Böyle bir nefes darlığı anında şu hareketi tavsiye ederiz: Sırt üstü yatın, bacaklarınızı bükün, kollarınızı yukarı kaldırırken nefes alın; bu hareket göğüs kafesinin genişlemesini sağlar. Sonra kollarınızı vücudunuzun yanına indirirken nefes verin. Bu hareketi yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde, nefesiniz normal duruma gelinceye kadar tekrarlayın.
Baş Ağrıları
Hamile kadınların çoğu baş ağrısından şikâyet ederler. Genellikle bu, merak edilecek bir durum değildir. Fakat sürekli olursa doktora haber vermek gerekir. Az miktarda aspirin alın ve doktorunuza danışmadan başka ilaç almayın.
Kramplar
Bacaklarda ve kalçada kramplar özellikle gece meydana gelir. Kramp girdiği zaman ayağa kalkın ve bacağınızı oğuşturun.
Kramplar vitamin eksikliğinden olur. Daha çok da B vitamini eksikliğinden meydana gelir. Bunun önüne geçmek için, «Rejim» bölümünde gösterilen ölçüde B vitamini alın.
Böbrekler ve Sırtta Ağrılar
Bu ağrılar beşinci aydan sonra hissedilir. Basen kemiklerini tutan liflerin gevşemesinden ortaya çıkar. (III Bölümün sonuna bakın: Doğuma Hazırlık.) Hamile kadın, öne doğru çeken çocuğun ağırlığına karşı koymak için kendini geriye verir. Bazan ağrılar, siyatikte olduğu gibi bir tarafta hissedilir ve ayaklara vurabilir. Ağrılar günün yorgunluğundan sonra akşama doğru meydana çıkar. Yatakta dinlenme ağrıların geçmesini sağlar. Ağrıları hafifletmek için bükülerek yürümeyin, 4. Bölümdeki hareketleri yapın. Yüksek topuklu pabuç giymeyin.
Uykusuzluk
Hamileliğin başında büyük bir uyku ihtiyacı görülür. Sonuna doğru da iki nedenle uykusuzluk çekilir: Çocuğun daha çok hissedilen hareketleri, krampların meydana gelmesi, böbrek ve sırttaki ağrılar.
Uyuyamıyorsanız doktorunuza sormadan hiç bir ilaç almayın. Bu öğüdü size birçok kere verdik, fakat özellikle uykusuzluk konu sunda önemle tekrarlıyoruz. Belirli sürelerde alınan bir ilaç belki bebeğiniz ve sizin için zararlı olabilir.
Uykusuzluğu çok iyi tedavi eden basit birkaç usul vardın
□ Akşamlan hafif yemek yemek,
□ Kahve, çay gibi sinirlere etki yapan şeyler içmemek,
□ Yemeklerden sonra küçük bir gezinti yapmak,
□ Gece yatmadan önce bir bardak şekerli süt, ıhlamur veya portakal çiçeği suyu (bir bardak suya 2-3 kaşık) içmek,
□ Veya bir elma yemek.
Eğer bütün bu usullerden hiç biri uykunuzu getirmezse, doktorunuzdan hafif bir sedatif isteyin. Uykusuzluk yaklaşan doğumun verdiği bir korkudan meydana gelir. Eğer böyle bir durum varsa, doktorunuza söyleyin, sizi yatıştıracak ve size tavsiyelerde bulunacaktır. Fakat endişenizi saklı tutmayın, size psikolojik zararları dokunabilir. Ruh sakinliği ve huzur, iyi bir doğumun başarılı olması için başlıca nedenlerdir.
Akıntılar
Hamilelikte çoğu zaman görülen akıntılar, genital organlarda bir rahatsızlığı belirtir. Doktorunuza bunu söyleyin. Bu akıntılar dış genital organlarda kuvvetli kaşıntılarla birlikte görülür. Bu durumda doktor eğer akıntının bir tahlilini isterse, çoğunlukla trikomonas denen bir parazit veya kandidd albikan denen vaginat bir müge teşhis edilir.
Lokal veya genel etkili bir ilaç bunun Önüne geçer. Fakat ne olursa olsn tedavinizi yaptırın. Doğum zamanı gelince genltöl yollarınızın temiz olması yönünden bu tedavi siz ve çocuğunuz için önemlidir.
Basur Memesi
Makatta genişleyen damarlar, ıkınma ve kabızlık hallerinde ız-dırap verirler. Her şeyden önce kabızlığı tedavi etmek gerekir. Lokal olarak ılık ve soğuk kompresler tatbik edin. Kanama halinde doktora baş vurun, size bir ilaç verir.
Çatlaklar
Bunlar başta pembe sonradan sedef beyazı rengini alan küçük çizgilerdir. Çatlakları gidermek imkânsızdır, fakat bunların önüne geçmeye çalışılabilir!:
□ Islak sünger eldivenle friksiyon yaparak kan doıaşımı artırılır. Bu friksiyonlar için fazla alkollü kolon /a yerine kuvvetlendirici bir losyonu tercih edin.
□ Fazla kilo almaktan sakının, bu çok önemlidir.
□ İkinci aydan başlayarak karnınızı, deriyi kuvvetlendiren ve aynı zamanda yumuşatan, rahatlıkla genişlemesini sağlayan, vitamin yönünden zengin, besleyici bir tertip ilaçla yağlayın.
□ Nihayet karın kaslarını hareketlerle kuvvetlendirin. Eğer kaslar kendilerini bırakmışsa iyi bir hamilelik kemeri takın. Fakat dikkat edin. bu kemer veya slip çok sıkı olmasın. Çatlak göğüslerde de görülür. Bunların önüne geçmek için, ikinci aydan başlayarak karın için hazırlanan tertibi tatbik edin.

Su Toplaması (Ödem)
Çocuğun oluşması için çok miktarda suya ihtiyacı vardır. Bundan başka dokularınızın daha yumuşak olması suya bağlıdır. Bu normal bir olaydır. Su sayesinde, karnınız taşıdığı büyük kütleye göre (rahim ve çocuk) genişler ve genital yollar (vagina ve vulva) doğumda bebeğin geçmesi için rahatlıkla açılır. Bazan dokuların su emiciliği fazlalaşır, dokular fazla su depo ederler. Su dışarı atılacak yer de derinin altında toplanır. En çok topuk kemiği çevresinde yumuşak kabarcıklar olur. Bunlara ödem denir.
ödemleri hemen doktora bildirmek gerekir. Çünkü bu bir zehirlenme belirtisi olabilir, ödemlerin önüne geçmek için en iyi yol düzenli bir şekilde tartılmaktır. Ayda bir kilodan fazla almayan hamile bir kadın ödem zehirlenmesi olmaz.
Gebelikte Tiroid Hastalıkları -
Guatr
Tiroid bezi boyunun ön tarafında, adem elması dediğimiz çıkıntının hemen altında nefes borusunu at nalı şeklinde saran, yaklaşık 20gr olan bir salgı bezidir.
Salgıladığı tiroid hormonları (T3 ve T4) tüm metabolizmayı etkiler Tiroid bezinin çalışmasını beyinin alt kısmında gözlerimizin hemen arkasında yeralan hipofiz bezinden salgılanan TSH (Tiroid uyarıcı hormon) tarafından kontrol edilir. İyot elementi tiroid bezi çalışması için son derece gereklidir. Beslenmeyle yetersiz alındığında tiroid hormonlarının salgılanması aksar. Ülkemizde sık görülen iyot eksikliğinde belirgin tiroid bezi problemleri ortaya çıkar. Kadınlarda tiroid bezi hastalıkları erkeklerden daha sık görülür.Bu nedenden dolayı doğurganlık çağındaki pek çok kadın tiroid bezi problemlerinden sıkça etkilenir. Guatr tiroid bezinin normalden büyük olması durumudur.Hastalara yaklaşımda guatr dan çok ona eşlik eden hormonal durum önemlidir.
Hipertiroidi
Tiroid bezinin kana çok hormon salgılaması, hipertiroidi şeklinde adlandırılır (zehirli guatr). Bu durumda zayıflama, kalbin hızlı atması (çarpıntı), sıcağa tahammülsüzlük, sıcak basmaları, ellerde titreme, gözlerde dışarı doğru şişlik ortaya çıkar. Gebelik sırasında görülen hipertirodilerin % 95’i Graves hastalığına bağlıdır. Gebelik sırasında hipertiroidi erken doğum, ölü doğum, düşük, bebekte gelişme geriliği, ve annede kalp yetmezliğine, tansiyon yüksekliğine neden olabilir. Bu nedenle hipertiroidinin gebelik öncesinde kontrol altına alınması oldukça önemlidir.
Tedavi için seçilen ilaç genelde Propylthiouracil dir. Radyoaktif İyot (RAI) tedavisi gebelerde kullanılmaz. Hipertiroidik gebelerde gerekli ise cerrahi tedavi 3-6 aylar arasında yapılmalıdır. İlk 3 ayda düşük riskini artırdığından cerrahi tedavi yapılmaz, ancak mutlaka gerekli ise ilk 3 ay da da de cerrahi tedavi uygulanabilir.
Hipotiroidi
Tiroidin az çalışması durumuna hipotiroidi denir. Bu geliştiğinde; gebede unutkanlık, halsizlik, deride kuruma, saçlarda dökülme, yorgunluk, uykuya eğilim ortaya çıkabilir. Hipotiroidi gebelerin % 0.05’inde görülür. Bu hastalarda düşük, bebeğin eşinin erken yerinden ayrılması, bebekte gelişim geriliği, erken doğum, doğum öncesi bebek kaybı ve bebekte sinir sisteminde bozukluk riski artmaktadır. Bebek tiroid bezi gelişmeden önce (ilk 3 ay) anne yeterli düzeyde iyot almazsa bebekte zeka geriliği görülebilir. Tedavi tiroid hormonu içeren ilaçlarla yapılır.
Gebelikte şeker rahatsızlığı-
“Gebelik Şekeri” nedir?
Gebelik nedeniyle meydana gelen “Şeker Hastalığı” yani “Gebelik Diabeti” diğer ismi ile ”Gestasyonel Diabet”tir. Bazen “Şeker Hastalığı” gebelik öncesinde belirti vermeyen, ancak gebelikle birlikte belirgin hale gelen “kan şekeri” yani “kan glikozu” yüksekliğidir.
Gebelik Şekeri sık görülen bir hastalık mıdır?
Sıklığı % 1 ile 4 arasında değişir. Bu oranlara göre Türkiye’de 15 ile 75 bin diyabetik anne bebeği doğduğu anlamına gelmektedir. Dünyada ise günde 135 bin gebeliğin gebelikte ortaya çıkan diyabet ile birlikte olduğu bilinmektedir.
Glikoz nedir?
Sözlükteki anlamı: “Glikoz” isim kökenli kelimedir, kimya ile ilgilidir. Fransızca “glycose” kelimesinden dilimize girmiştir. Ağızdan giren her türlü gıda maddesi barsaklardan emilir. Emilen her türlü gıda maddesi karaciğere gelir. Bu emilmiş gıdalar çeşitli işlemlerden sonra, vücudun çalışması için kullanılan “Glikoz” dediğimiz “Kan Şekeri” haline gelir.
Nasıl yani? Bizim bildiğimiz şeker gibi mi?
Hayır hayır öyle değil. ”Şeker Hastalığı” ismi duyulduğunda öncelikle bizim bildiğimiz “Beyaz Şeker”, ”Bayram Şekeri” aklımıza gelir. Bu maddelerde yenildiğinde de “Kan şekeri” yani “Kan glikozu” yükselir. Ancak yediğimiz her türlü gıda “Kan şekerini“ yani “Kan glikozunu” yükseltir. Her gıdanın yendiğinde “Kan şekerini” yani “Kan glikozunu” yükseltme miktarı farklıdır. “Madem “Şeker Hastalığı” o zaman şeker yemezsem, çayıma şeker koymazsam yeter.” düşüncesi eksik ve yanlıştır.
İnsülin nedir?
Pankreas bezinde yapılan, kan glikozu yükselince kana verilerek kan şekerini düşüren bir sıvıdır, hormondur. Özetle; yemek yeriz, yediklerimiz kan şekerini yükseltir, pankreas bezi gereken miktarda insülini salgılar, kan şekeri normal düzeylerde tutulur, hastalık hali olmaz.
Neden gebelik şeker hastalığına sebep olur?
Gebelikte değişen hormonlar insülin miktarının artmasına neden olur. Eğer gebenin bedeninde yeterince yedek insülin yoksa ya da insüline direnç varsa kandaki glikoz düzeyi yani “kan şekeri” ölçülünce yüksek çıkar. Anne karnında yüksek olan kan şekeri plasenta (çocuğun eşi) yolu ile bebeğe geçer ve bebek kanında şeker düzeyi yükselir. Bu olay bebeğin geliştiği ilk aylarda olursa bebeğin gelişiminde bozukluklar olur, sakatlıklar ve düşük görülür. Gebeliğin daha sonraki aylarında ise bebeğin aşırı büyümesi (makrozomi), akciğerlerin gelişiminin gecikmesi ve doğumdan sonra bebekte solunum problemleri gelişmektedir.
Bebekte mutlaka hastalık gelişir mi?
Eğer hamilelik öncesinde ve süresince doğru bir tedavi alıyor ve düzenli kontrollerinizi yaptırıyorsanız, sağlıklı bir bebek doğurabilme şansınız yüksektir.
Gebelik Şeker Hastalığı açısından risk faktörleri neler?
Ailede “şeker hastalığı” geçmişi, yaş, kilo, önceki gebeliklerde yaşanan hastalıklar risk faktörleridir. Bu risklere göre gebeler 2 ya ayrılır.
Düşük Riskli Gebeler: Ailede diyabet öyküsü olmaması, 25 yaşından küçük olmak, normal kiloya sahip olmak, önceki gebeliklerinde herhangi bir sorun yaşamamış olmak.
Yüksek Riskli Gebeler: Ailede diyabet varlığı, ileri yaş, şişmanlık, önceki gebeliklerinde diabet tespit edilmiş olmak, tekrarlayan düşük öyküsü varlığı, sakat ve/veya iri bebek (4000 gramın üzerinde) doğurmuş olmak.
Belirtileri nelerdir?
Pek çok gebe kadın diyabetin belirtilerini fark etmemektedir. Ancak yorgunluk,susuzluk hissi, çok su içmek,kilo kaybı,yeterince kilo alamamak, çok fazla yemek yemek, çok fazla miktarda idrar yapmak,çok sık idrar yapma hissi,gece sık idrar yapmak isteği ile tuvalete gitmek,tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, gibi belirtiler olabilir.
Tanı nasıl konur?
Şikayet varsa doktorunuzla paylaşın sizin durumunuza uygun tetkikleri planlasın. Şikayet yoksa bile 24-28. gebelik haftasında bütün gebelere tarama amaçlı 50 gr. glukoz testi yapılması önerilebilir. Günün herhangi bir saatinde 50 g glikoz ile yükleme yapılır. 1 saat sonra venöz kan örneği alınır. > 140 mg/dl olan KŞ değeri (+) kabul edilir ve kuvvetle “Gebelik diyabetini” gösterir. Gebelik kontrolleri sırasında annelerin riskleri belirlenmeli ve oluşabilecek komplikasyonlar yönünden anneler uyarılmalıdır.
Gebelik sırasında hedeflenen kan şeker düzeyleri nasıl olmalıdır?
Kahvaltıdan önce: 60 – 90 mg/dL
Öğle ve akşam yemeği öncesi: 60 – 105 mg/dL
Tokluk (yemekten 2 saat sonra) kan şekeri: < 120 mg/dL
Tedavide ne yapmalı?
Diyet, Takip, Doktorunuzun sizin için önereceği size özel planlanan tıbbi tedaviyi uygulamalısınız. Kulaktan dolma bilgilerle, gelişi güzel diyet listeleri ile sizi ve bebeğinizi riske atmayın. Mutlaka doğru ve uzman kişilere takibinizi yaptırın.
Diyet yapmanın amacı nedir?
Öncelikle ilk ve mecbur adım diyet yapmaktır. Diyet tedavisi ile; Kan şekerinin normale dönmesi ve normal gitmesi sağlanır.
Annede uygun ağırlık artışı (gebelik boyunca 9-12 kg) sağlanır. Bebeğin anne karnında yeterli ve doğru gelişimi sağlanır.
Açlıkta idrara da keton denilen açlığa bağlı artık maddelerin oluşumu önlenir. Ana hatları belirtilen bu diyet için her hastaya diyetisyenlerce ayrıntılı diyet listeleri hazırlanır. Gebelik boyunca önerilen kilo alışı 10–12 kilo olmalıdır.
Tatlandırıcı kullanalım mı?
Kesinlikle HAYIR. Anne – bebek kordonun’dan geçmeleri ve olası yan etkileri nedeniyle tatlandırıcıların gebelikte kullanımı önerilmemektedir.
Dikkat edilmesi gereken genel özellikler nedir?
Hastaların bu dönemde demir ve kalsiyum ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Hastalar günlük aktivitelerine devam etmeli, egzersiz ve yürüyüşlerle kilo vermeye çalışmalıdır.
Bu hastalar diyet programından 15 gün sonra açlık ve tokluk kan şekeri düzeyleri ile izlenir.
Eğer diyet ve egzersizlerle kan şekerleri normal seviyelerde tutulamıyorsa (açlık kan şekeri <105mg/dl, tokluk kan şekeri < 120 mg/dl olmalıdır) tıbbi tedavi uygulanma gerekliliği vardır.
Bu diyeti uygulayan “Gebelik Diyabeti” olan gebeler yemekten 2 saat sonra bakılan tokluk kan şekeri ile takip edilirler.
Hangi tip olursa olsun Gebelikteki “Şeker Hastalığı” tedavi edilmezse;
- Bebeğin çok irileşmesine neden olabilir. (4000 gr’ ın üzerinde bebekler) İri bebek sezaryen gerektirme riskini arttırır. Ayrıca doğum sırasında omuz takılması, doğum travması, doğum eyleminin uzaması da iri bebeğe ait risklerdir.
- Bebekte, kalp, böbrek ve omurga anomalileri olabilir.
- Gebelik esnasında, “pre-eklampsi” olarak adlandırılan yüksek tansiyonunuz olabilir ve bu durum sizde veya bebekte sorunlara yol açabilir.
- Erken doğum riski olabilir (gebeliğin 37. haftası sonlanmadan önce) veya bebeğin erken doğurtulmasını gerektiren durumlar ortaya çıkabilir.
- Doğum sonrası bebekte, “hipoglisemi” olarak adlandırılan kan şeker düzeyinde düşüklük olabilir.
- Doğum sonrası bebekte, akciğerleri tam gelişemediği için solunum problemleri ortaya çıkabilir.
- Ani bebek ölümü meydana gelebilir.
- Doğumdan sonra RDS (bebekte akciğer yani solunum) sıkıntısı gelişebilir.
- Doğumdan sonra bebekte hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) ve biluribin yüksekliği, polisitemi (bebekte kan hücrelerinin fazlalığı) gelişebilir
Doğumdan sonra ne yapalım?
Tüm kan şekeri yüksek giden gebelerde emzirme özendirilmelidir. Gebelikleri sırasında “Şeker Hastalığı” tanısı alan hastalar doğumdan sonra da izlenmelidir. Doğumu takiben 6-8. haftalarda 75 gr.lık şeker yükleme testi ile kalıcı “Şeker Hastalığının” oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir. Sonraki gebeliklerde “Gebelik Diyabetinin” tekrarlama riski yüksektir. Gebelik sona erdikten sonra çoğu vakada ortadan kaybolur. Vakaların bir kısmı ise glikoz kullanımı bozuk veya “Şeker Hastası” olarak hayatlarına devam eder. Özetle, vakaların yarısı takip eden yıllarda “Şeker Hastası” olabilir.
Gebelikte dikkat edilmesi gerekenleri sizlerle paylaştık siz değerli ziyaretçilerimizin dahada bilinçli olması ve her konuda bilgilenebilmesi için sitemizi düzenli ziyaret etmenizi rica ederiz.