t.catalbas @ hotmail.com

   Bu şehirde yaşayan herkesin rahatsız oldukları, şikâyet ettikleri ancak bu şehri yönetenlerin her defasında görmezden geldikleri, pas geçtikleri bir sorun var ki; neşteri olabildiğince güçlü ve kararlı bir şekilde bu sorunun üzerine vurmanın zamanı geldi de geçiyor…

   Örneğin;

   Dar Sokak’a girip de, kaldırımları babalarından miras kalmış gibi işgal eden, vatandaşlara ait alanları panayır yerine çeviren esnafımızı görmeyeniniz sanırım yoktur.

   Bu esnaflara “Siz ne yapıyorsunuz?” diyen yok.

   İşgalin daha babası, daha vahim olanları da var.

   Özellikle de, kapalı alanlarda sigara içme yasağının başlamasıyla birlikte kahvehaneler ve çay ocaklarının cadde/sokakları enine boyuna işgal etmeleri gibi durum var ki; yayaları adeta isyan ettiren bir vurdumduymazlık örneği de epey bir can sıkıcı oluyor.

   Değerli okurlar;  

   Geçirdiğim rahatsızlık sonrası günlük yaklaşık olarak 10 bin adım yürüyüş yapıyorum.

   10 bin adım 4-5 kilometreye karşılık geliyor.

   Yürüyüş yaptığım 4-5 kilometrelik mesafede gördüğüm kaldırım, cadde ve yol işgalleri tabi ki yukarıda ifade ettiklerimle sınırlı değil…

   İşgalleri yapanlar arasında, mobilyacılar var, marketler var, lokantacılar var, halıcılar var, araç sahipleri var.

   Şehirde gördüğüm bu işgal manzaraları bana hergün şehrin sahipsizliğini hatırlatıyor.

   Hem de ciddi bir sahipsizlik…

   Eşiniz yanınızda, kaldırımda yürüyorsunuz. Bir kahvehanenin önüne geldiğinizde kendinizi ister istemez yola bırakıyorsunuz.

   Nasıl, iyi mi?..

   Sanırsınız ki, o kahvehaneye kapalı alan için değil de sanki kaldırım üzerinde faaliyet göstersin diye ruhsat verilmiş!..

   Masayı sandalyeyi bir kenara bırakın, ağzında sigara, bir elinde tespih diğer elince çay bardağı olan koca koca adamlar kaldırımda gerine gerine oturuyor.

   Sözüm onlara; bazıları da öküzün trene bakması gibi bakıyor, yetmiyor bir de tepeden aşağıya sizi süzüyor!..

   Geç geçebilirsen!..

   Mecburen yoldasın.

   Olacak iş mi bu?..

   İşgal altındaki bu kaldırımları kimse görmez mi, kimse denetlemez mi?..

   Sevgili başkanlara sesleniyorum.

   Ey başkanlar…

   Şehir insanlarının yaşam kalitesini artırmak için sadece o renkli kaldırımları yapmak yeterli olmuyor. Kaldırımlara ciddi anlamda sahip çıkmak da gerekiyor.  

   Sahi; nerede bu zabıtalar?..