t.catalbas @ hotmail.com

  Şu bizim Maden Deresi’nin talihsizliğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

  Bizim diyorum çünkü çocukluğumun bir kısmı oralarda geçti.
  Dedem ve anneannem oralarda uzun yıllar hayvancılık yapmışlar.
  Yaşadıkları ev ahırları hala duruyor.
  Bizim dememden kastım; ailemize ve çocukluğumuza ait anılar biriktirdiğimiz yerdir aynı zamanda   Maden Deresi…
***
  Ayrıca…
  Son yıllarda, özellikle bahar ve yaz aylarında günübirlik tatilcilerin akın akın gezmeye, görmeye,   eğlenmeye hoş vakit geçirmeye geldiği milli bir parktır burası…
  Bilmeyenler için hatırlatalım.
   Bir kısmı Kocaali, diğer kısmı ise Karasu ilçemizin sınırları içinde kalır…
  Her iki ilçemizden de farklı yollardan buraya ulaşmak mümkün ve de kolaydır…
 ***
  Maden Deresi’nde şırıl şırıl akan koca bir dere; 25-30 metre yükseklikten dökülen şahane bir şelale ve yaklaşık 5 kilometrelik sportif yürüyüşlerin yapıldığı yol (trekking) var…
Yürüyüş yolunun o muhteşem şelaleyle buluştuğu bu doğal ortam 7’den 70’e herkesin büyük ilgisini çekiyor.
  Piknik alanlarının güzelliği ve tabi ki bir de son derece gizemli mağaraları var…
***
  Diyeceksiniz ki; böylesine güzel bir yer olan Maden Deresi’nin çilesi nedir?..
  Maden Deresi’nin belli alanında özel mülkiyet üzerine kurulan tesisler var.
  Ağaçtan yapılmış bungalov evler, restoranlar, kır bahçeleri gibi..
  Belli bir alanında ise Milli Park mantığıyla ihale yöntemiyle kiralanan alanlar da var.
  Bu alanlar üzerinde de yıllar önce yapılmış ve son derece önemli miktarda da paralar harcanmış şehir mobilyaları bulunuyor.
  Fakat; bu bölgenin cazibesini artırmak, daha yaşanabilir ve kullanılabilir olmasını sağlamak için yeni yeni yatırım ve düzenlemelerin yapılması gerekiyor.
  Gelin görün ki; buraya bir ‘Sit’ diye yafta yapıştırılmış çivi bile çakılamıyor!..
  Maden Deresi için yapılacak yenilikler ve düzenlemeler için kimin kapısı çalınsa “Sittir olmaz” deniliyor!..
  ‘Sittir olmaz” diye diye o güzelim Maden Deresi sözde korunmaya çalışılıyor ve kaderine terk ediliyor.
***
  Oysa; oraya yapılacak çevreye zararsız minik düzenlemeler, dokunuşlar ile Maden Deresi çok daha iyi korunur.
  En azından işletmecilerin aidiyet duygusuyla koruma dürtüleri artar.
  Mevcut haliyle yılda 2-3 aylık, sadece yaz sezonunda kullanılır olmaktan kurtarılıp yıl boyu kullanılan bir alan haline dönüşecek…
  Örneğin neler yapılamıyor?.
  Dereden karşıya geçmek için köprü yapılamıyor, treakking yolları düzenlemiyor, günübirlik kamp ve konaklamaya izin verilmiyor…
  Bitme aşamasına gelmiş, devasa bir otel çürümekten kurtarılamıyor…
  Milyar liralarla yapılan balık havuzları atıl duruyor.
  Eğer, ilgili kurumlar “Sit’tir” demekten vazgeçerlerse; yerel yöneticiler de “Burada müthiş bir değer var, şehrimize kazandıralım” düşüncesinde birleşirlerse Maden Deresi marka bir Mili Park haline gelir ki; parktan öteye masal dünyasına dönüşür…
  Tabi; elini taşın altına koyabilecek, yürekli, doğasever babayiğit yerel yöneticiler ayağa kalkarlarsa!..

 

Sizin havanız iyi olsun!..

  Son yıllarda havalar bir başka…
  Neredeyse kışı görmeden bahar gelecek!..
  55 yaşındayım, Ekim ayından bu yana devam eden ve Mart başına kadar süren böylesine ılıman bir hava durumuna şahit olmadım.
  Havaya-suya cemre düştü de hala kar düşmedi!..
  Şubat geldi gidiyor, umuduz Mart’ta..
  Hani derler ya “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” diye…
  Ümit ederiz öyle olur.
  Kar her ne kadar soğuk ise de aynı zamanda berekettir, sağlıktır, temizliktir…
  Önceki gün kırsala ve yüksek kesimlere biraz olsun kar düştü de çiftçinin tarlası bereketlenir diye sevinir olduk.
  Şehirlere zaten kar yağmasını beklemek de akıl karı değil.
  Çünkü, şehirlerin ısısının egzoz gazlarıyla, evlerin ısıtılmasıyla 2 derece civarında arttığı ifade ediliyor.
  Adapazarı için ise öteden beri bilinen yaygın bir iddia var.
  Taşkısığı’ndaki Doğalgaz Çevrim Santralinin de bu sıcaklık artışını tetiklediği yönünde!..
   Ne diyelim;

  Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun!..